İçimdeki Firavun
İçimdeki Firavun;
İyilik maskesi altına mı, merhamet maskesi altına mı, fedakarlık maskesi altına mı saklanmıştı acaba?
Bunca adam durduk yere firavun olamazdı ya!
Bunlara sebep olan bir şey olmalıydı.
Ya ben Musa'ydım o zaman, ya da firavun.
Dilimde ise tek bir cümle vardı "İçimdeki Firavun"..
Buradan başladım düşünmeye. Ben düşünmeye başladım, cevaplar zihnimde şimşek gibi çakmaya.
Neydi firavun, kimdi?
Gücü kendinde görendi.
Her şeye yetebileceğini ve hatta kontrol edebileceğini düşünendi..
İsrailoğullarından bir bebeğin tahtına kurulacağını öğrendiğinde, bütün erkek bebeklerin ölüm emrini vermemiş miydi?
O varsa sistem işleyebilir, o yoksa sistem dururdu ya hani..
Ben düşündükçe cümleler beynimde çakıyor, kalemi elimde zor tutuyordum.
Oysa ki bir söz vermiştim sana, alınacaktı bu yazı, bu akşam kayda..
Bir film şeridi gibi geçti hayatım gözümün önünden.
"Seni artık istemiyorum" dediğim gecenin sabahında, eşyalı ev tutup ayrılmıştı evden.
O an anladım, onca zaman, bir ihtimale, benmişim tutunan..
Kenara çekilip, "Allah'ım! Sen nasıl dilersen öyle olsun" demem 12 yılımı aldı. Sen, nasıl dilersen, öyle olsun..
Sonra tekrar soyundum firavunluğa ve sonra tekrar daha...
Görüyordum ki insanların seçimlerine, özgür iradelerine müdahale etmişim.
Yaptıklarının sonuçları ile karşılaşmalarına izin vermemiş, kontrolü kaybetmemek adına, sorun yaşanmadan, ya susmuş ya da yoluna koymaya çalışmışım. Karşımdakini bana ihtiyaçlı görüp, her şeye rağmen idare etmeye gitmişim....
Biliyordum aslında, içimdeki firavunun onları firavunlaştırdığını biliyordum da, bu kadarını bilmiyordum. Şimdi ise daha başka nerelerde Allahçılık oynadığımı sorguluyorum.
Olmayanı oldurmaya, kaosu dindirmeye, gideni durdurmaya çalışmak...
Kontrolü kaybetmeyeyim derken, kendimi kaybetmişim oysa...
Daha çok idare edersem çözülür, daha fazla fedakarlık edersem sevilirim sanmışım.
Bunun, bir ilişkiye yatırım olduğunu sanıp, kendimi yok saydığımı anlamamışım.
Oysa ki, ben, sadece bir insandım, sadece bir insan.
Gücü sınırlı, sorumluluğu kendine, kontrol alanı dar olan bir insandım, sadece..
Onu ben yaratmadım, onun rızkından da sorumlu değilim.
Ya da onun seçimlerinin sonucunu, ben hesaplayacak da değilim.
Ya da o ısrarla bir sürece asılırken, onu yoldan çevirmesi gereken de ben değilim.
Hele hele onun bana ihtiyacı olduğunu düşünmek, çabalarsam gerçeği göstereceğime inanmak, merhamet maskesi altında yatan bir kibirdi belki de.
Ben kimdim ki onun bana ihtiyacı olsun.
Ben kimdim ki bunca şeye gücüm yetsin.
Ben kimdim ki ben varken sistem işlesin, ben yokken dağılıp gitsin.
Ben kimdim ki...
Madem ki aynada ki Firavun'un eşkalini gördüm, o zaman şimdi, ben yaparım, ben hallederim, benim gücüm yeter, ben üstesinden gelirimi bir kenara bırakıp, Musa'nın asasına sarılma vakti.
Musa'nın teslimiyetine, Musa'nın itikadına..
Olmazları olduranın, Yoktan Var Edenin, her şeyi milim milim hesaplayarak takdir ettiğine, iman etme, teslim olma vakti.
Tıpkı Hz. Musa'nın dediği gibi,
İnne Meıye Rabbii seyehdiiiin
Şüphesiz Rabbim benimledir bana yol gösterecektir